Fototerapi Bilgisi

Ultraviyole Işın

Ultraviyole ışın, spektrumun “görünür morötesi” ucunun hemen ötesindeki, görünür olmayan ışın dalga boyları için kullanılan bir terimdir. Ultraviyole spektrum içerisindeki farklı dalga boylarını kategorize etmek için farklı yollar bulunur ancak bu makalede en yaygın terimler olan Ultraviyole A, Ultraviyole B ve Ultraviyole C’yi konuşacağız. Dünya atmosferi, Güneşten gelen ultraviyole dalga boylarının çoğunun bize ulaşmasını engellemektedir.

Tıbbi alanda kullanım için asıl olarak Ultraviyole B’ye (diğer adıyla UVB) odaklanacak ve ilk olarak belirtilen diğer iki terimi açıklayacağız.

Ultraviyole A

Bu ayrıca UVA, UV-A, uzun dalga veya kara ışık olarak bilinir. 315nm (nanometre) ve 400nm aralığındaki ultraviyole ışın dalga boylarını açıklar. Cildin, hâlihazırda vücutta olan tüm melaninleri (bir pigment) oksitlemesi için cildi hızlı bir şekilde bronzlaştırır. UVB, vücudu daha fazla melanin üretmesi yönünde tetikleyen dalga boyudur. Ne gariptir ki melanin, UV radyasyonunun daha derindeki cilt dokusuna zarar vermesini engellemek için vücudun yarattığı bir savunma mekanizmasıdır. Bu “savunma mekanizmasını devreye sokma” beceriniz, genellikle genetik özelliklerinizle şekillenmektedir.

Geçmişte UVA daha güvenli bir ultraviyole ışını olarak bilinmekteydi. UVB’ye kıyasla kansere daha az sebebiyet verdiği görülse de en tehlikeli cilt kanseri tipi olan melanoma sebebiyet vermektedir. UVA ışını cilde derinden nüfuz eder, A Vitamini yok eder ve dolaylı DNA hasarına sebep olur. Cilt üzerinde kızarıklığa (eritem) sebep olmadığı için maruziyet sebebiyle ciltte ne tür bir hasar yarattığını kestirmek çok güçtür.

Olumlu bir açıdan bakacak olursak ara sıra akne tedavisinde kullanılsa da bizim görüşümüze göre akneye yardımcı olabilecek, kırmızı ve mavi spektrum içerisinde daha güvenli ve daha etkili dalga boyları bulunmaktadır; yine de akne üzerinde kısa vadeli olumlu etkileri görülebilmektedir. UVA ayrıca nörodermit tedavisinde de kullanılmaktadır. Ayrıca, yalnızca cilt sorunlarının teşhisinde (tedavi olarak değil) kullanılan bir “Wood lambası” olarak da kullanılır. UVA el lambaları “özel siparişle” Dermfix Ltd’ten tedarik edilebilir.

PUVA Tedavisi

PUVA tedavisi, cildi ışığa karşı aşırı hassas hâle getirmek için UVA ışınının psoralen (ilaç) ile beraber kullanılmasıyla yapılır ve Sedef Hastalığı tedavisinde etkilidir. Fakat UVA’nın olası tehditleri bir yana, psoralenlerin sebep olabileceği karaciğer hasarı sebebiyle hastanın ömrü boyunca geçirdiği tedavi sayısı dikkatli şekilde takip edilmeli ve kısıtlanmalıdır.

Ultraviyole C

Bu, ışığın 100nm (nanometre) ve 280nm arasındaki dalga boyudur. Genellikle laboratuvarlarda ve tıbbi tesislerde sterilizasyon için kullanılır. Canlı organizmaların DNA’sı, ultraviyole radyasyonu en iyi şekilde 185 nm ila 265 nm uç noktalarında absorbe etmektedir. UVC ışınlarını 254 nm seviyesinde yaratmak ticari olarak daha kolay olduğundan bu yöntem daha çok kullanılmaktadır. UVC radyasyonunu organizmayı doğrudan öldürmemektedir fakat DNA bunun yeniden ortaya çıkmasını engeller. Bazı modern su arıtma tesisleri günümüzde UVC’yi kullanmaktadır.

Ultraviyole B

Bu müşterilerimizin en çok ilgi duydukları unsurdur. 280nm ve 315nm arasındaki ışın dalga boylarından oluşur ve orta dalga ultraviyole ışını olarak da bilinir. Sedef hastalığı, vitiligo ve atopik dermatit (egzema) gibi cilt sorunlarının tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmış dalga boyları bunlardır.). UVB tedavisinin ortaya çıktığı ilk dönemlerde 280nm ve 315nm arasında tam dalga boylarını yansıtan ampuller kullanılmaktaydı ve bu ampuller hâlâ “geniş bant” UVB tüpleri olarak bilinmektedir. Bu dalga boyları arasında tedavi edici yönü kanıtlamış dalgaların yanı sıra kızarıklığa (eritem) ve hatta cildin yanmasına neden olan daha kısa dalga boyları da bulunmaktadır. Eriteme neden olan bu istenmeyen dalga boyları (305 nm’nin altındakiler) cilt kanseri riskini arttırabilmekte, rahatsızlığa neden olabilmekte ve mümkün olan tedavinin etkinliğini azaltabilmektedir. 1980’lerden itibaren ortaya çıkan daha modern bir cevap “dar bant” UVB tüplerinin kullanılması olmuştur. Bunlar sadece 310nm ila 313nm dalga boyları arasında UVB ışını yaymalarına rağmen cilt sorunlarının tedavisinde çok etkilidir. Dar bant UVB tüpleri için tedavi süreleri geniş banda kıyasla daha uzundur ancak bu durum daha fazla tüp kullanımıyla telafi edilebilir.

Ultraviyole Işığı ve D Vitamini

Cildiniz, genellikle 285 nm ila 315 nm aralığındaki UVB dalgalarına maruz kaldığında D Vitamini üretir. 2002 yılında Dr. William B. Grant yayınladığı makalesinde D Vitamini eksikliği sebebiyle Amerika’da her sene 23.800 erken ölümün gerçekleştiğini iddia etmiştir. Bu, melanom veya skuamöz hücreli karsinom kaynaklı ölümlere kıyasla 8.800 daha fazla ölüm demektir. Diğer araştırmalar Amerika’da 50.000 ila 63.000 bireyin ve İngiltere’de 19.000 ila 25.000 bireyin D Vitamini eksikliği sebebiyle erken şekilde öldüğünü göstermektedir. New York’taki Richard Setlow of the Brookhaven Ulusal Laboratuar’ında çalışan Dr. Richard Setlow’un yaptığı son araştırmalar D Vitaminin göğüs, akciğer, kolon ve prostat tümörlerine karşı koruma sağladığını göstermiştir.

Düşüncelerimiz

Tıp bilimi, konu ultraviyole ışınlar söz konusu olduğunda sürekli yeni düşünceler ve tedavilerle karşılaşmaktadır. Mevcut olan veriler ışığında UV ışınına maruziyet ve fototerapi söz konusu olduğunda aşağıdaki fikirleri destekliyoruz; bununla beraber bunun kendi fikrimiz olduğunu ve her bireyin kendi kararını vermesi gerektiğini unutmayın.

1. Bronzlaşma için UVA Işını

Bronzlaşma yalnızca estetik amaçlar için yapıldığından ve uzun vadede yan etkileri olabileceğinden bunu önermiyoruz.

2. UVA Işınıyla Akne Tedavisi

Kırmızı ve mavi ışın tedavilerinin, ışın bazlı tedavi söz konusu olduğundan çok daha güvenli ve etkin bir sonuç gösterdiğini düşünüyoruz; bu yüzden UVA ışınını tavsiye etmiyoruz.

3. PUVA ışınıyla Sedef Hastalığı tedavisi

Bu şu anda yalnızca sıkı tıbbi denetim kapsamında mevcuttur ve evde tedavi için kullanılamamaktadır. Dermotoloğunuzun veya doktorunuzun verdiği tavsiyelerden farklı bir şey söylemek asla istemeyiz fakat yan etkileri daha az olduğundan klinik seviyesinde ilk tedavi seçimi olarak dar bant UVB tedavisinin yavaş yavaş PUVA’nın yerini aldığını söyleyebiliriz.

4. D Vitamini üretimi için UVB ışını

Yeni araştırmalar D Vitaminini yeterli ve sağlıklı seviyelerde almanın birçok faydasının yanı sıra D Vitamini eksikliğinin yol açtığı sorunları da göstermektedir. İnsan vücudu binlerce yıldır D Vitaminini güneş ışığına almak ve kemiklerini güçlendirmek yönünde evrim geçirdi. Ne yazık ki Kuzey Yarımkürede Ekim ve Mayıs ayları arasında güneş gökyüzündeki en alçak pozisyonunda bulunduğundan ve güneş ışınları atmosferde fazlasıyla filtrelendiğinden vücut çok az miktarda D Vitamini üretiyor. Güneş ışığından daha fazla yararlanmak için yazın güneş kremi almadan dışarıda dolaşma ve D3 Vitamini depolarını doldurma fikrini ortaya koyan Dr. Thomas Stuttaford’un fikirlerini destekliyoruz. Kanser Araştırmalarında kıdemli bilim sorumlusu Joanna Owens’ın da dediği gibi, “Biraz güneş ışığı çoğu sorununuzu çözecektir. D Vitamini depolarınızı doldurmanız için gereken seviye her zaman bronzlaşmak için gereken seviyenin altında olacaktır. Böylelikle cilt kanseri riskini de azaltmış olursunuz.”

5. Sedef Hastalığı, Vitiligo ve Atopik Egzama için UVB Işını

Yukarıda detaylı şekilde belirtildiği üzere, geniş bant UVB’ye ve hatta PUVA tedavisine kıyasla 311 nm civarında dalga boyutu üreten dar bant UVB ünitelerinin en güvenli seçenek olduğunu düşünüyoruz. Bunun sebebi; dar bandın, sıklıkla cilt kanserleriyle ilişkilendirilen UVB dalga boylarından ve en tehlikeli melanom cilt kanseriyle bağlantılı olan UVA’dan kaçınmasıdır. İdeal bir dünyada tüm UVB tedavilerinin bir klinik veya hastanede bir sağlık hizmetleri uzmanı tarafından denetlenerek yapılması gerektiğinin farkındayız ancak bireylerin kendi evlerinin rahatlığında özel bir tedavi görme haklarına da saygı duyuyoruz. Sonuçta UVB ışını, dışarıya çıkan herkes için mevcuttur ve doğru ekipman ve kullanım kılavuzları eşliğinde evde tedavi olmanın, kontrolsüz bir şekilde doğrudan güneş ışığına maruz kalmaktan daha faydalı olacağına inanıyoruz. Durumlarını birazcık da olsa hafifletmek adına sedef hastalarının iki haftalık tatillerini güneşin altında geçirme isteklerini anlayabiliyoruz. Maliyeti ve istenmeyen dalga boylarına maruz kalmanın olumsuz yönlerini bir kenara koysak bile vücudunuzu iki hafta boyunca sürekli olarak güneşin altında tuttuktan sonra sedef hastalığının belirtilerini daha sonraki aylarda yine görmek çok sağlıklı olmayacaktır.

Sonuç

Bize ve birçok tıp uzmanının fikrine göre evde daha sabit ve düşük bir UVB dar bant maruziyetine kalmak daha güvenli olacak ve bu istenmeyen cilt sorunlarını kontrol altında tutmak daha kolay olacaktır. Belki de yıllar sonra daha farklı tedavi yöntemleri ortaya çıkacaktır ancak şu an için sorunlarını ultraviyole fototerapi yöntemiyle tedavi etmek isteyen kişiler için en iyi seçeneğin dar bant UVB olduğu açıktır.

Not: Lütfen yukarıdaki makalenin yalnızca bizim düşüncelerimiz olduğunu unutmayın. Metnin herhangi bir kısmında bir bir bilgi bulunduğunu düşünüyorsanız lütfen bizimle e-posta üzerinden iletişime geçin.

.